April 23, 2009

Denizotobusu Kullanma Klavuzu

Deniz Otobusleri icad edilmemis olsaydi ise tam 1 saat 45 dakikada gidiyor olabilirdim. Oda trafige gore degisken bir surec olabilir kopru trafiginde cok cisim gelebilir daha once yapmak zorunda kaldigim gibi kopruyu gecip yukaridaki gecekondu mahallesine tirmanarak duvar diplerine isemek durumda kalabilirdim...

Bostanci Kabatas denizotobusunde ise istedigim her turlu rahatlik var.. ancak dogru kullanmayi bilirsen.
Dikkat edilmesi gereken kurallar.
Oncelikle mumkun oldugu kadar gec binmek ve birbirini ezmeye calisan ve sanki herkes ayni deniz otobusune binmeyecekmis ve kisi sayisi sayilmiyormuscasina yer kalmayacak endiseyle kosusturan kalabaligin iceri girmesini beklemek ve ortaligin durulmasini izin vermek lazim.. Aksi taktirde ozellikle kis aylarinda tek kisinin gecebildigi giris kapilarinda uzun kuyruklar oluyor ve ruzgar yagmur gibi dogal faktorler saclarinizi bozabiliyor.

Mumkunse arka kapidan girmek ve deniz otobusunde tanidiginiz ama 25 dakikalik keyifli yolculugunu eeeee gorusmeyeli neler yapiyosun ise baslamissin gibi sorular sorarak zehir edecek sahislardan kacmaya dikkat etmeniz lazim.

Hasur husur safir sufur gazete okuyan amcalarin gazete okumaya baslamalarina firsat verin ve onlarin onune oturmayin. Cunku her sayfa cevislerinde kafaniza vuruyorlar.
Mumkunse onunuzde bos olan bir koltuk olmasina dikkat edinki dizinizi kaldirip on koltuga dayamak suretiyle daha da yayilabilin yoksa on koltukta oturan teyze sinir sinir arkaya donup bakacaktir.

Kalabalik gruplardan, ozellikle kadinlardan uzak durun sabah ofise giderken ya da isten aksam eve donerken car car dedikodu dinlemek istemezsiniz

Koltuklarin tepesindeki hoperlorlere dikkat edin tam altina oturmayin aksi taktirde yol boyunca ses ayari yapilmamis tv lerden sevgili basbakanimizin hic bitmeyen haberlerinin yapildigi kanal 24 dinlemek durumunda kalirsiniz

Sabah, aksam, yaz, kis cantanizda gunes gozlugu bulundurun. Gunes varsa gunesten yoksa igrenc florasan isigindan korunun

Dalgali gunlerde tuvalet yakinlarina oturmayin alt katta ozellikle

Ufak tavsiyem.. arka kapidan girip ust kata cikin ve gunesin gelmeyecegi tarafi secip en arka sirada pencere olmayan cam kenarina oturun...simdi 25 dakikalik yolculugunuzda bebekler gibi uyuyup sabah ve aksam en az 3 saatlik full enerjiyi deniz otobusunde depolayabilirisiniz..

Dikkat edin salyalariniz akmasin..tam dogru yere oturup tum bu yazdiklarima dikkat edince ole rahat uyunuyorki bir keresinde uyandigimda kendimden utanmistim...

Bununla beraber
cep telefonlarinizi kapatin
cocuklarini yaninizdan ayirmayin
kalkis ve yanasma manevralarindda ayaga kalkmayin
cikis kapilarini acmayin
guverteye cikmayin

kaptaniniz iyi yolculuklar diler

Levent Harikalar Diyarinda

Artik anlatmaya korktugum, cunku cevremdeki insanlarin akli dengemde bir problem oldugunu dusunmeye basladiklari garip ruyalarima bir yenisi daha eklendi.

Turkiye'yi temsilen Eurovision sarki yasrismasina Hadise'nin yerine ben katiliyorum ve Turkiye 23. son ulke olarak yarisiyor
Ben de bir opera seslendiriyorum. Her ulkenin temsilcisi sarkisini Maya Tapinaklarinin en yukseginin tepesini cikarak soylemek durumunda ve yukariya cikip inmek saatlerce surdugu icin yarisma coook uzun suruyor. Bende sarkimi sira bana gelene kadar beklerken calisirim diye daha onceden hic calismiyorum.
Gel gorki sozlerini bir turlu ezberleyemiyorum.
Bir kagida yaziyorum ama Maya Tapinaginin tepesine tirmanirken sozlerini yazdigim kagit elimden ucuyor ve dusuyor. Bende sarkinin sozlerini unuttugum bolumlerini himm hiiimm diye gecistirerek soyluyorum
Bu kadar
Nedemek bu?
Doktora gorunmenin vakti geldi mi?

Ask-i Memnu


Persembe aksamlari olurda erken saatte eve gelirsem annemle gecirdigim zamanda salonda yemek yerken eslik etmek adina Ask-i Memnu izlerdim...

Persembe aksamlari hic bir program yapmiyorum ozellikle aile toplantisi yapiliyor ve her persembe Ask-i Memnu izliyorum
3 ayda gelisen bir degisim bu...

2 saatlik dizi boyunca Kivanc Tatlitug her ekrana geldiginde annem ve ablamin 'Ah Yavruuummm, yakisikliim, gel dese bugun isi, kocayi birakir giderim' nidalari arasinda diziyi duymaya calisiyorum...Beren Saat her ekrana geldiginde ise topluklu ayakkabilarla nasil da yuruyemedigi uzerine yorumlarin ardi arkasi kesilmiyor...

Kisisel olarak da dizide isimler birebir romanla ayni oldugundan Peyker in minicik bebeginin adinin Feridun olmasina uzuluyorum.
Her bolumde Bihter'den yeni ogrendigimiz tripleri ve trickleri ofis ortaminda nasil uygulariz diye cuma gunu ople yemeklerinde is yerindeki Ask-i Memnucularla toplatilar duzenliyoruz. Bir sekilde, evet, her hafta cilginlarca Ask-i memnu izliyorum cok seviyorum cok begeniyorum.

Her hafta bir umut Adnan Bey bu hafta kesin anlayacak gorecek opusurlerken basacak diye bekliyorum. Cut Edit yontemiyle yapilan ve tum izliyicileri yanlis yonlendiren bos yere heycanlandiran fragmanlara da oldukca sinir oluyorum.
mesela haftaya kafamda kurdugum senaryoya gore Adnan bey odanin kapisini actiginda Bihter ve Behlul'u yatakta cilginlarca sevisirken basiyor. cunku oyle bir surat ifadesi var haftayaki bolumun reklaminda ama eminim bihter sadece makyajini siliyor falan olacak...Yine de en az Prison Break kadar heyecanli bir dizi:)

ve ne olursa olsun bu sezon Persembe aksamlari Ailece evde toplanilip Ask-i Memnu geceleri yapmaya devam edecegim.

April 09, 2009

Levent is 25

Liseyi bitireli 7, üniversiteden mezun olalı 2 sene oldu. 18 yaşına girdiğimde kendimi bi bok sanırken şimdi 18 yaşına girenle bakınca 7 sene önceki halimi hayal bile edemiyorum...

Tüm dünyayı gezip masa başı ofisimde çalışmaya başlayalı neredeyse 1 sene oldu. Hatta bu yazıyı yazarken doğum günü geçeli bile tam 1 hafta oldu.

Sıgaraya başlayalı 8 sene, bırakalı 3 gün oldu...
Ben kendimi çok küçük sanarken, sunumlar yapılıp dünyanın kurtarıldıgı toplantılara girip Levent Bey diye hitap edilmeye başlanalı çok oldu...

Minik Levent tam 25 oldu...


Her sene benim doğumgünü yemeklerim ve buluşmalarım, katılanlar açısından biraz stressli olmustur. Hayatım boyunca değişik yerlerde tanıdıgım ve bugune kadar sağlam bir şekilde arkadaşlıgımı yürüttüğüm ama malesef birbirini hiç tanımayan bir sürü arkadaşım bir araya gelip sosyalleşmek durumunda kalmışlardır...Gerçi bir çoğu bu durumu avantaja dönüştürüp birbirleriyle çıkmaya ya da sevişmeye başlar (isim vermicem)...Yine de doğum günü toplantılarımın ilk 1 saati benim o gruptn o gruba koşturarak gezdiğim ve herkese bir diğerini anlatmaya çalıştıgım bir telaaş içerisinde geçer...en azından bu seneye kadar öyle idi
Bu sene ise senelerin veridiği olgunluk ve tecrube ile arkadaşlarımda pişmiş, neyi bulacaklarını bilerek gelmişler ilk 15 dakikadan sonra kaynaşmışlardı...
Senelerdir görmeye alışık oldugu tanımadıkları insanlar arasına benim yeni iş arkadaşlarımda eklenmiş ama mevcut insanlar bu yeni düşenleri hiç yadırgamamış senelerdir onlarda varmış gibi davranmışlardı...Burada sevgili Mine nin katkısını es geçmeyip ona özel bir teşekkür yollayacağım...Tüm gece benden eksik kalmayarak herkezle teker teker ilgilenip bir ara kafasına tül takıp hopsitality bile yapmışlığı vardır....

Her senenin bir diğer rutini ise
Yemekten sonre elenen ve geceye devam etmek isteyen azgın grupla bir mekana gidilip devam edilinir..Bu sene her nedense bu mekan babylon olarak seçilmiştir (Orda çalıştıgımdan olmasın sakın) ...Bora’nın ışıklı ayakkabıları ve Lazer showu eşliğinde yapılan çılgın figürlerden sonra içki limitini iyice aşanlarla ise geceyi bitirme mekanlarından biri seçilir
Bu sene her gece Machine isimli mekanda biter...Kapıdan girdikten sonra İstanbul’da oldugunuza bin şahit isteyen bu mekanda ise gece süprizlere açıktır...Orda yaşananlar bloglara yazılmaz ve fotoraflanmaz çünkü ayıptır ve ışıklar yanmadan mekan mutlaka ter edilir... Beyaz florasanda sabah saat 5 te insan hiç iyi görünmez Taksiye binip Kartala gündüz açarmısınız der....

İyi ki doğdum....

March 24, 2009

Tembel Levent: Uykuluklar Prensi

Sütlüce 01.46

-Acıktım acıktım dedin getirdik..
-öğk yemem hayatta bunu

levent, otto santralde çılgın bir geceden sonra yol üstünde arkadaşları tarafından uykulukçuya getirilmiş ve kuzu bağırsağı, kuruk sokumu yağı ve gerdan dan oluşan uykuluğu yemesi için baskılara maruz bırakılmıştır.

-başka yemek yok aç kalırsın o zaman
-göbeğim küçüldü bak
-ne alakası var şimdi yiyek misin yemicek misin ? garson bekliyor..
-garson bak göbeğim küçülmüş di mi?
-biz uykuluk alalım..
-ben alamayayim.

Arkadaşları gelen uykulukları afiyetle yerken levent kendi göbeğini sever ve onla konuşur..

-al bir ısırık da bari tadına bak..
-öğk bakim hadi..öğğk.. mmm fena diilmiş ama yemem..

Çevre yoluna çıkmak için haliç civarında kaybolan bir araba dolusu genç, yemek yiyen ve göbeğiyle konuşan bu arkadaş grubunun yanına yanaşır, biri seslenir…

-Ya çok pardon, burası neresi ya ?

levent göbeğini bırakır ve genc e bakar… Şok olmuştur çünkü kendisine soru yönelten arabanın içindeki kişi yine kendisidir.

-Ya biz kaybolduk ve eve gitmek istiyoruz artık..istanbul nerde ? köprü falan ?


by gurkan

Search This Blog