August 18, 2010

Nankör Kedi

Nankör Kedi lafına çok kazırdım, ayrıca kedilerin kendilerini, sahiplerinini efendisi sanması ve onların sadece kendilerine hizmet için varolduklarına inanması hurafelerinede hiç bir zaman kulak asmak istemedim. Kediler benim için yeni uygulamaya başladıgım odak değiştirme egzersizimin bir parçasıydı. Sinirlenince ya da birine takıp tüm gün kafamda o kişi ile ilgili kavga planları kurmaya başladıgım zamanlarda (ki günümün uyumadıgım zamanlarının %70ine tekabul ediyor) kediler benim tek kurtarıcımdı. Sokak kedisi ev kedisi yavru kedi yaşlı kedi demeden elimi gırtlaklarına sokacak kadar acı verici oyunlar oynayabiliyordum...Yo yo yo nankör asla olamazlardı. Belki karınlarını doyuruduktan sonra dönüp kıçlarını uzaklaşmalarından anlamalıydım gerçi...

Yavru bir kedi bulduk burda, üstelik tek gözü kör. Aç aç miyavlıyordu...Tabi ki beslemek aklıma gelene kadar 45 dakika süre ile kediler ile yapılabilecek tüm oyunları yaptıktan sonra kedinini açlıktan ölmek üzere oldugunu farkettik ve karınını doyurduktan sonra kucağıma bile almama izin vermedi bir daha...Yavru dedim kedicik dedim pisicik dedim gönderdim.

Aynı kedi dün ben yemekhanede yemeğimi yerken bir şekilde yemekhanenın çatısına tırmanmış ve aşağıya inemediği için ciyak ciyak miyavlamaktaydı. Zannımca uzun süredir çatıdan inemediği için çok aç ve susuzduda. Tüm iş arkadaşlarım ve diğer tüm çalışanlar hapır hupur yemeklerini yerlerken ben işimi gücümü bırakıp herkesi çıldırtana kadar pisisisispisispispispispiii sesleri çıkartarak kediciğe doğru yolu göstermeye ve aşağı indirmeye çalışıyordum. Pisi pisi demekten yanaklarım uyusmus ve tükürük bezlerim kurumuş nefessiz kalmıştım. Minik kedicikte ben nereye o oraya şapşal şapşal beni takib ediyor ama bir türlü aşağı inecek bir yol bulamıyordu. Hemen mutfaktan biraz peynir alıp yemek ile kandırmaya çalıştım...oda olmadı. Tek çarem kalmıştı, çatıya çıkmak.

Sakat sol ayağım ve dizime aldırmadan duvarlara tırmanya ve ordan oraya atlamaya başladım ıkına sıkıla çatı hizasına geldim ve minik ağlayan zavallı aç kediye ulaşmak üzeredim. Miieeevvv diyik götünü dönüp catının en ulaşılmaz yerine yürüdü ve yattı. Uyumaya başladı kıcınıda bana döndü. Getirdiğim peynirleri ufalayıp son kalan tükürüklerimle nodül olana kadar pisi pisi diye bağırmaya devam ettim ama banamısın demedi. Dedim acaba kör olan gözüne mi denk geldim, öbür taraflara geçip devam ettim ama hayır, kaçtı gitti

Eh hey gidi kör velet...Madem aç değildin, madem aşağı inmeye çalışmıyodun, ne diye kıçını yırtıp beni yemeğimi bırakıp çatılara kadar tırmandırttın?
Uzun süredir garip sesler çıkardığım için bana bakan ve çatıya tırmanırken tüm çatalımı sergilediğim için beni izleyen mutfak mekan personeli üstüne üstlük birde kediyi indirmekte başarısız oldumu görünce suratımdan inen çizgiyi gördüler ve pis pis sırıtmaya başladılar, keza çatalımın %60 ını görmüş olmalarıda suratımda o sahneyi canlandırmalarına baya yardımcı oldu diye düşünüyorum

Bu olaydan sonra tabii ki kedilere olan sevgim azalmadı ( Ayrıca ne kadar alerjim oldugundan ve kediler yüzünden 2 kere tıkanıp hastanelik oldugumdanbahsetmiyorum bile) ama bir daha karakteri oturmamış yavru kediler için damlara tırmanır mıyım???? Hayır

Nankör şeyler
Bi kere anlatmışlardı zaten, sahibi ölmüş, kedi evde aç kaldıgı için sahbini yemiş, bi kerede başka bi tanesi sahibine saldırmış gırtlağını ısırmış...Zaten bunların hepsi sahiplerinini efendileri sanıyor kendilerini, karnını doyur ohhh dön götünü yat. Yok öle...

July 29, 2010

Aradığınız Kişiye Su An Ulaşılamıyor!

Yaz sezonunda kapalıyım bildiğiniz gibi...Aya Yorgi’ye tasındım, işler yoğun, bir yandan da deniz güneş dans içki derken blog yazmaya enerji fırsat ve salim kafa kalmıyor.

Ama en azından yavastan geri dönüyor oldugumun mesajlarını vermek istedim, Agustos ortasından itibaren tüm maceralarımla, tüm potlarımla, tüm rezilliklerimle tekrar blogumun basına geçeceğim.

Bomba hikayeler serimi tek tek anlatmayacağım, zamanı geçmiş bayat hikayelere gerek yok ama ufak anektodlar lazım tabii ki.

Mesela plajda yaptıgım anons yaza damgasını vuranlardan. 34 zonguldak ceyhan 122 plakalı araç sahibi lütfen aracınızın başına, 34 zeyhan lütfen....ve plajdan kahkahalar yükselir. En yakın arkadaşlarımdan birinin karısından bahsedilirlen muhabbetin ortasından dalıp “ne biçim isim o çocuk ismi mi köpek ismi mi” dememe kadar uzayan bir skala...

Peki yaz nasıl geçiyor burda... Çok çekişmeli. Yazın herkes çok havalı, mayoları çekip biraz bronzlaşında sanırım herkese bir havalar geliyor. Vay efendim o toplantıya ben nasıl çağırılmam, o iş nasıl benden habersiz olur, yapılır. Ben onay vermeden o kim oluyorda böle kararlar alıyor, bavulumu toplar giderim...Tehtidler havalarda ucusuyor, BEN ile başlayan cümlelerin biri bin para(öle mi denirdi)

Küçük yerde yaşıyoruz BBG evi gibi burası. E o seviyede kavgalar dedikodular..siz düşünün artık. Herkesi bir kaşık suda boğabiliriz. Top 3 yi susuz boğarız alimallah.
Neyse ben iyiyim blog yazmayı bırakmadım, geliyorum..aynen devam
Sevgiler

June 06, 2010

We Don't Belong Here

Sabah sabah (14.34'te) muzik folderlarimi duzenlerken "Creep" dinlemeye basladim ve o anda Radiohead grubu ile nasil tanistigimi hatirladim.

Satanist genclerin Turkiye'de kol gostermeye, kedi kesmeye basladiklari bir donemdi :))) Reha Muhtar'a gore. Atasehir'de biRi 14, biri 17 yasinda olan 2 genc 14. kattan el ele atlayip intahar etmisler, duvara ise "We Don't belong Here" yazmislardi...

Bendeniz, 14 yasindaki Minik Levent, hemen internete girmis ve Sarkinin sozlerini Ingilizceden Turkceye cevirmis ve cok huzunlenmistim...Sonrasinda da bir muzik markete girip "Hani su intahar eden satanist genclerin duvara sarki sozunu yazdigi albumden var mi sizde" diyerek Ilk Radiohead albumumu satin almistim...

Sonrasinda artik kedi kani icmeler mi dersiniz, bakirE kizlari kesmeler mi dersiniz maceradan maceraya kostum dermisim:)

Kisa bir surede olsa dark bir ergenlik geciren bendeniz hic bir satanist gruba uye olmasamda tesadufler zinciri pesimi birakmadi. Reha Muhtar Show Haber'de aciklama ustune aciklama yapiyor ve aileleri buyume cagindaki cocuklarini iyi takip etmeleri yonunde uyariyordu.

Satanist genclerin uzerlerinde tasidiklari semboller isimli haberinde: Kuru kafa, pantalon zinciri, ters yildiz, radiohead albumleri...gibi sig aciklamalar yaparak ben ve bir cok yasitimi ailelerinin gozunde sifira indirmis ve bir cogumuza sokaga cikma, arkadaslarinin evinde yatiya kalma yasaklarinin getirilmesine sebep olmustu.

Colins pantalonum ile hediye verilen yildizli anahtarlik, Metro Polis ayakkabilarim ile gelen kuru kafa, o donem cok moda olan pantalon zincirleri ve radiohead albumu...Satanist kitim tamamdi ve annem teker teker check listesini hazirlayip kontrollerini yapmisti, 14 yasimda bir satanist olduguma karar vermisti bile. Bendeniz ise astim hastaligindan yeni kurtulmus kansizliktan takma adi mobydick olan bembeyaz sagliksiz, iki kossa hastanelik olan, iki kahkaha atsa caydanlik gibi sesler cikartip 48 saat acilmak icin oksijen cadirlarinda yasayan..kisacasi satanist olmaktan cok uzak bir cocuktum.

Ama haberlerin ardi arkasi kesilmiyordu

Şeytana mı tapıyorlardı

Alp Cenan Yuğaç ile Aslı Yardımcı'nın Ataköy'de şeytana tapanlar grubuna üye oldukları ileri sürüldü. Çevre sakinleri bu grubun Ataköy'de terk edilmiş haldeki tarihi baruthane binasında sık sık ayinler düzenlendiğini ve kedi kurban ettiklerini belirttiler. Binanın duvarlarında ‘‘şeytan burada’’ yazıları ve yakılan ateşlerin kalıntıları da bulundu. Sık sık intiharı düşündüğü için tedavi gören Alp Cenan Yuğaç mor rengi çok sevdiği için tırnaklarını da mora boyuyordu.

Annem careyi bir gece odama usulca gelerek benimle beni korkutmadan konusmakta buldu. Sonucta beni korkutursa cete uyeleri ile birlikte onuda kesebilirdik her ne kadar bakire olmasa da ...

Leventcim dedi...Satanist misin?

O yildizli anahtarligi kimden aldin dedi...Petek verdi dedim kapidan bizi izleyen ablami gostererek. Annem olumcul cumlesini iste bu noktada telaffuz etti. "Petek sen de mi satanisttin.

Benden umidi kesmis ve satanist olduguma %100 emin olan annem ilk cocugunun 21 yasindaki tek kizinin da satanist olmasi uzerine yilikmisti...

Kendisine cok zor gunler yasatmistik 90'larin sonunda.

Ah annecim gordun mu bak hicbirimiz satanist olmadik...okuduk adam olduk:)

Ama yine de soyle bitirebilirim

WE DON'T BELONG HERE!!!

June 05, 2010

Tercihler?

Korkmayin, sanima yakismayan bir felsefik yazi yazmayacagim aslinda...sadece hissediyorum.
Genel olarak hepimiz bir takim tercihler yapiyoruz ve yaptigimiz tercihleri uygulamaya zorunlu hissettiriliyoruz. Sistem bu sekilde, sosyal yasam zinciri, altlar ustler, emir-komuta...Yasamak icin genel gecer olarak herkesin yaptiklarini yapiyoruz bizde...ama bir hata ile. Bunlari tercih ettigimiz, yapmayi sectigimiz icin yaptigimizi insanlara hatirlatmiyoruz. Insanlarda bunlari unutuyorlar. Yaptigimiz islerde bir muddet sonra o kadar otomatige bagliyoruz ki, karsimizdaki insanlar bu isleri yapmak zorunda oldugumuzu dusunuyor...kopek gibi yapiyoruz sonucta, essek gibi yapacagiz...bu izlenimi veriyoruz, tekrar soyluyorum yapmayi secmis oldugumuz icin yaptigimizi unutturuyoruz.

Yine korkmayin kimseye gonderme yapmiyorum
Ne sacmaliyor bu simdi de demeyin

Askere gitmektense okumaya devam etmeyi tercih ettim (zorunda mi kaldim?) Okula gitmek icin kendim icin az olan zamanimdan feragat ettim, bu sabah 8 de kalkip Cumartesi cumartesi sinava girdim, is cikisi 22:00lere kadar okulda kaldim 23:00te eve girip sabah erkenden yine ise gittim...

Seviyor oldugum bir iste calisiyorum. Tercih ediyor oldugum icin Istanbul'da ki rahatimi birakip bir takim garip konforsuz ve sabaha kadar uyutmayacak tarzdan gurultu olan bir odada yasamaya gidecegim...Gitmek zorunda miyim? hayir ama tercih ediyorum. Kendi istegim ile orada olmayi seciyorum.

Alindiktan sonra haberdar oldugum kararlari uyguluyorum...Uygulamak zorunda miyim? hayir ama su an icin uygulamayi tercih ediyorum

Hayatimizin bir cok alaninda sizden daha azini hakedenler daha fazla ilgi saygi ve destek goruyor, daha fazla kazanc elde ediyor(sadece maddi dusunmeyin sig misiniz?)...Her seferinde isyan etmemeyi tercih ediyoruz ( gotunu guvenen borozanci basi derler eskiler)

Sevmedigim insanlarla bir takim sosyal iliskilere girmek zorunda kaliyorum...hepimiz kaliyoruz, bazi isler bu sekilde yuruyor. Cok acikca karsinizdakine haddini bildirebileceginiz durumlar dogsada bazen bunu yapmiyorsunuz isleri yurutmek adina...Yapmak zorunda degilsiniz (daha oncede yazmistim, medeni insanlar olmaz zorunda degiliz...) ama yapmayi seciyorsunuz.

Bu ornekleri daha cok uzatabilirim aslinda ama bu hayat kurtarma yazisi degil...laf sokma hic degil...suna baglayacagim aslinda

Bun 10 gun icinde farkli ortamlardaki 3 farkli kisi bana kahve fali bakti ( demistim size geyik muhabbetine cevirecegimi). Dedilerki: Onunde coook guzel secenekler var. Temmuz ayinda...ama yasadigin sehirden farkli bir sehirde karsina cikacak bu secenekler. Cook uzaklara gideceksin, gitmeyi tercih edeceksin. (Hatta bir tanesi dediki bir kisi var isminin bas harfi W..O yuzden anladim yurtdusu vaktimin yaklastigini) Seceneklerin cok sansli cok onu acik secenekler dediler...

Fala inanma falsiz kalma fakat bu birbirini tanimayan 3 kisinin (ki bunlardan biri Susan Miller degil) bana Temmuz ayini isaret edip...Tercih etme sansin var...seceneklerin var demesi bana mecburiyet ile tercih arasindaki unuttugum farki bir kez daha hatirlatti...

Hadi yine de laf sokmadan bitirmiyim sizlere...Ey okuyucu
Herseyi yapiyorsak ve her zaman tam karsiligini da alamiyor...kiyak olsun diye sesimizi cikarmadan yapiyorsak mecbur oldugumuz icin degildir...Unutmayin ki karsimiza daha iyi bir tercih sansi cikabilir ve o secenek tercih edilebilir...6. hissi yuksek olanlar ya da 3 harflileri olanlar bana Temmuzda tercihlerin radikal bir degisim yasayacak...herkesi sasirtacaksin diyorlar. Sasirmaya hazir misiniz?

Sevgiler

June 02, 2010

Sosyal Mecra Cilginligi

Twitter ve facebook aslinda cok tehlikeli hic farkettiniz mi? Aslinda hepimizi evde iste okulda yolda toplantida icinde bulundugumuz durumda kacmak ve hic bir sey yapmamak yada cok bir sey yapiyormusuz gibi gostermek icin her dakika bir takim insanlarla iletisime geciyoruz...

Sizle simdi deminden beri Twittera girdigim sacma sapan tweetleri paylasiyorum...

"Yapacak hic birsey bulamayan bendeniz gecemi Just Jack ile senlendirdim...Just Jack'i sevme sebebim ise Will&Grace ve Gurkan Aynaci :)))"

Simdi ben aslinda Just Jack dinleyerek gecemi ne kadar senlendirmis olabilirim???? kalkip odanin ortasinda dans etmis ya da sevinc cigliklari atarak sigara yakmis olabilir miyim...Hayir...Sizler benim Just Jack dinledigimi ve bunu sevme sebeplerimi ogrendiginizde benim hakkimda kafanizdaki bir takim sorular ya da meraklar giderildi mi? Hayir....

"Fatmagul'un sucu ne?"

Arada bole esrarengiz twitler giriyorum...Evde gecen muhabbetler TV de gordugum bir haber, dergide gazetede okudugum bir yazinin falan etkisinde kalip sadece slogan baslik atiyorum..Hepiniz evde meraktan kudurup tirnaklarinizi yigiyorsunuz di mi? Fatmagul'un sucu ne...Acaba leventin Fatmagul diye bir arkadasi var ve bir haksizligami maruz kaldi, Levent 1980'lerde cekilmis Hulya Avsar'in oynadigi filmimi izledi, yoksa Beren Saat bir roportaj verdi ve siz kacirdiniz orada cilgin aciklamar mi yapildi???

"6 parametreli CRM veri tabani calismamak icin Yaprak Dokumunu seyredebilirim.Master bana gore degil, belki populer kultur masteri olabilirdi"

Bu cok havali bak mesela...kendimi parametreler CRM'lerle falan ugrasan derdi basindan askin ve konuya cok hakim gosterdim bu tweetimle...Bi yandanda Yaprak Dokumunu isin icine katarak tarzim ve sosyal durusumla ilgili karmasik mesajlar gonderdim sizlere

"Sutas tatlimmm tatliya duskunlugu olmayanlar icin bile fazla tatli...dolapta 4 kutu daha olmasi cok tehlikeli"

Bu twitimde aslinda sole diyorum...Markalari takip ediyorum, yeni cikan urunleri aliyor tadiyor ve begenmezsem bir daha almiyor her deneyimimi sosyal mecralardan paylasiyorum....hahahahaha

"Cani bana hediye almak isteyen var ise Lodgers Shoe sitesinden minimum 300luklerden secebilirsiniz.."

Modayla cok ilgiliyim, ama Turkiye disindakilerle, nis bloglari takip ediyor ve pahali ayakkabilari inceliyorum...Lodgers her tercih ettigimdir...ayakkabi dolabimi bir gorseniz...

Ben tamda bu yazimi yazarken yeni followerlarim oldu Twitter'dan, insanlar benim gizemli ve her ani farkli suprizlerle dolu hayatimi merak ediyor...Su anda ne yigiyorum, ne giyiyorum, yanimdan kim geciyor, ne dinliyorum hepsini hepinizin bilmesi lazim...Yuz yuze gorustugumuzde sorucam, eger gorusursek tabi

Search This Blog