May 30, 2010

Isaretler

Mucizelere ya da efsanelere, evrenden gelen garip mesajlara, 3 harflilere inanir misiniz bilmiyorum. Ben hepsine inanmam, bazilarina inansam da cok buyutmem olayi ama son donemlerde arabama birakilan garip mesajlardan sonra bu konuyu bir kez daha durup dusunmek istedim...

Gun 1: Arabamin caminda kucuk bir kartvizit vardi...Basim ve migrenden dolayi zonklayan sirtim cok agriyor olmasina ragmen kartviziti soyle bir elime aldim ve gozlerimi kisip okumaya basladim...Aysin Ablanin Masaj Salonu...Yesil bir kartvizit, uzerinde killi bir adam pestamalla bir masada yatiyor ve hemen arkasinda 3. sinif bir hanimefendi ona masaj yaparken suratinda bir tebessum... 100 TL masaj + dus...Masaj yapacak bayani secebilirsiniz...

Bu isaret bana sirt agrilarim icin gonderilmis bir mesaj miydi...Gonderen kisi beni bir nevi kerhaneye mi yonlendiriyordu? Gonderen kisinin sosyoekonomik durumu ve hayata bakis acisi neydi? Arabam eski bir bis oldugu icin ucuz masaj salonlarinda takildigim mi dusunuluyordu???
Cok ustunde durmadim

Gun 2: Eve donerken kredi kartlari ve aldigim kredilerin taksitlerini dusunuyordum...Bu ay icin hepsini odemistim ama maasimin yatmasina 2 hafta varken cebimde 50 TL gibi bir para kalmisti...Para karsiligi yaninda aksam yemeginde gozukmemden hoslanacak orta yasli insanlar var midir diye dusunmeye baslamistim bile...O sirada arabamin on caminda dun ki Aysin ablaya gore biraz daha buyuk ve siyah beyaz bir flyer gordum. Kredi karti borcunuzun tamamini kapayalim, vade farksiz 0 faiz ile 12 ayda odeyin. Hakan bilmemne...soyadini hatirlamiyorum simdi. Birde Hakan Bey'in cep telefonu. Diger araclarin camlarina baktim, hicbirinde yoktu. sadece benim havali Bis'imin camina konmustu. Muhtemelen bu arabayi kredi kartimla aldigimi dusunmus ve borca girdigimi tahmin etmisti. Peki Hakan kim di? Aysin Abla ile bir baglantisi var miydi? Neden kredi karti borclarimi odemek istiyordu? Bu insanlar neden flyer birakmak icin benim arabami seciyor ve gun icindeki haleti ruhiyeme gore nokta atisi yapiyorlardi?

Gun 3: Oncelikle abartmiyorum 3 gun pespese gerceklesen bu olaylar zincirinde 3. gun eve donerken yine solemesi ayip para mevzulari kafami kurcalamaya devam ediyordu. Arabamin on caminda el yazisi ile yazilmis bir mektup buldum. ' Merhaba ben universite ogrencisiyim. Araba almak istiyorum ama butcem kisitli, arabanizi satmak isterseniz lutfen arayin' ve bir cep telefonu. Sokaktaki diger kulustur arabalara baktim ve yine sadece benim minik havali yakinda ustu kendiliginden acilacak olan bis'imden baska birinde mesaj yoktu...Oldukca suphelenmeye baslamistim ve sokaga giris cikislarda arkami kontrol ediliyor, bir nevi takib edildigimi dusunuyordum...

Bu gunlerde enerjimi baska seylere kanalize ediyorum, mesela sokaga yaklasirken sevgilim olsun diye falan dusunucem, hoop on camda bir mesaj ' merhaba beni bu arabayla evden alip dolastiracak bir sevgili ariyorum ilgilenirseniz iste telefon numaram...Haaa birde vesikalik resmim' ya da sole bir mesaj...'Merhaba bu ay tahmin ettigimden fazla para kazandim arka sol lastigin icine biraktigim zarfta hakkim olmayan kismini siz bagisliyorum'
'Merhaba, bagajiniza internetten siparis verdigim ve ayagima kucuk gelen hani o sizin Avustralya'da begenip 240 euro oldugu icin alamadiginiz ayakkabilar var, gule gule kullanin'
'Merhaba, tuneldeki evimi ozel sebeplerden dolayi terketmek zorunda kaldim, evin anahtarini tamponun altina astim, gule gule oturun'

....

Olucak bunlarda olucak arabama mesaj birakmak isteyenler icin dusunce gucumle size sinyal gonderiyor olacagim

May 22, 2010

Minik Yogi

Su an calistigim yerde calismaya basladigimdan beri, yemek aralarinda olsun ofiste masadan masaya yapilan muhabbetlerde ortaya cikan yersiz sessizliklerde olsun, ya da uzun sure masa basi toplantilarinin hemen ardinda olsun hemen araya bir yoga muhabbeti sokusturulur.

Bu muhabbet zaman zaman garip yabanci egitmen ve telaffuz edilemeyecek yoga poziyonlarinin isimleri kullanilarak yoga yapanlar arasinda bir bag kurarken zaman zaman ise bir adim oteye giderek isten erken cikip yogaya gitmeler, yoga salonunu degistirip topluca yogaya gitmeler boyutlarina kadar ulasmistir. Hatta bir keresinde acik ofisimizin ortasinda yeni ogrenilen bir hareket 6 kisi tarafindan denenmeye calisilirken ofise toplantiya gelen yabanci takim elbiseli adamlarin girmesi ile(yoksa tabircimiydi o adamlar?) faciaya donusmustur. Bu sahneyi gercekten hayatim boyunca unutmayacagim. Herkesin domalmis kolunu bacak arasindan gecirip kulak memesini tutmaya calisirken ofisin kapisinin acilmasi...adamlarin suratlari ve ofisteki minik yogilerin kollarini kiclarindan geri cikartip masalarina donusu...

Ay dun yoga yaptim eve kosarak dondum, bir haftadir yoga yapiyorum geceleri kalbimi durdurup dinlendiriyorum, yoga yaparak yemek yemeden 26 gun durdum gibi soylemler sehir efsanesi seklinde ofisin koridorlarinda cinlarken (hangi koridorlardan bahsediyorum acaba)bense girdigim tek yoga dersinden auummmm sesleri arasinda kahkaha atmamak icin gozumun onunde nasilda olu hayvan lesleri, kakalar, cuzzamlar, savaslar canlandirdigimi bir kez daha hatirliyorudum.

Ben cihangir yogaya gectim aahahaha filipo harika bir egitmen clara beni o kadar esnettiki, dunki dersin sonuna dogru kendime salonun tavanindan bakarken gordum cumleleri artik kafama o kadar islemisti ki sansimi bir kez daha denesem mi, bu muhabbetlere nasilda dahil olsam neler yapsam hindistana mi yerlessem diye dusunmeye baslamisken bir kampanya vesilesiyle bende cihangir yoga da 10 derslik baslangic seviyesi yogasi satin aldim sonunda.

Evet arkadaslar simdiden kendimi rahatlamis hissediyorum, cakralarim agzimdan cikacak...Saka bir yana eh eger dediginiz gibi fantastik duygular tutlamayan enerjiler arzular selale olmasin o zaman soracagim ben size
O vakite kadar ise tum inancimla yoganin sirt agrilarima ve strese iyi gelecegini temenni ederek sesimi cikartmayacagim

May 17, 2010

Afra Tafra

Afra:
Donus yolunda Pazar gununun tamamini kullanabilmek icin 00:30 THY Bodrum-Istanbul ucagina bilet aldim. 01:30 gibi istanbul'da olup 02:00 gibi yatakta olmayi planliyordum. Son bindigim 2 THY ucagi gibi bu da rotar yapti 1 saat 15 dakika kadar. Sonra da istanbul'da en ucube yere park etti ver otobuslerle bir o kadar daha yolculuk yaptik Bavullarimizi almak icin. Cok sinirlenmistim. Dinlenmis ve Pazartesi gunu uykusuz olarak ise gidecektim. Ucaga binmek icin Gate acildiginda biletler kontrol eden gorevliye " Cok rezil bir hava yolu sirketisiniz, otobusle daha hizli giderdik Istanbul'a" aciklama yapmaya calisan zavalli kiza "Sus Sus cevap verme" diyerek yoluma devam ettin biletin kucuk bende kalan kocanini alip. Ucagin binisinde bizi butun sevimliligiyle karsilayan ve iyi aksamlar hosgeldiniz siyen Steward'in suratina bile bakmadim kafami sol ust koseye dogru cevirerek...

Sanirim THY bu afralarimdan sonra kendine ceki duzen verir diye dusunuyorum
PS: Bekleme salonu ve malesef sonrasinda talihsizce yanima denk dusen ne oldugu belirsiz ama televizyon camiasindan oldugunu konusmalarindan tahmin ettigim sevimsiz cift, size sesleniyorum. Oncelikle 100 kilo olupta kas yapmis olan ayi yavrusu...O kadar antipatiktin ve espirilerin o kadar kotuyduki bir ara gercekten migde ozu sularim agzima geldi...Ayrica saat 02:15 te kalkan bir geceyarisi ucusta bu kadar bagirarak konusup kahkaha atmak ve ayaklarini yere vurmak suretiyle tepinmek ne tarz bir ilgi cekme yontemidir anlamadim...ama hal ve tavirlarindan iktidarsiz olduguna dair yemin edebilirim...ve tabii ki yaninda oturan ve ayiciktan en az 12 yas kadar buyuk olan ve yuzundeki kirisikliklari fondotenle siva yapmaya calismis ucuz parfom kokan varos kadin...senin icin daha baska bir sey demeye gerek yok sanirim...

Tafra:
Bostanci alt gecidini mesken edinmis ve kendilerini is yapiyor zanneden uniformali ve sivil polisler. Bu mahallede oturdugum ve her gun o alt gecitten gecerek evime gitmek zorunda oldugum icin her gun size kimlik kartimi gostermek zorundamiyim. Sanirim genc erkekleri arama bahanesi altinda popo minciklamak hosunuza gidiyor diye dusunuyorum keza bu tezimi ve niyetimi size kimlik gorebilirmiyiz dediginizde " Siz de siktiniz artik ama " diyerek ve kimligimi geri vermek cin Levent diye seslendiginizde son derece sert bir hamleyle elinizden kapip iterek aranizdan gecerek belli ettim. Bu taframdan sonra Emniyet genel mudurlugu ve tum sivil ve uniformali polislerin kendilerine bir ceki duzen verip durup dusuneceklerine eminim

Uyku Vakti

Daha oncede bahsetmistim bunlar, biz insanlari dogal halimize biraksalar cok daha basarili ve verimli olabiliriz. Her bize ogretilenleri ve kulturun etkisini bir sekilde hayatimizin bir parcasi yapiyoruz. Ekonomi ve kapitalizmden bahsetmiyorum bile. Belli bir yasta okula gidiyoruz, sonra askere gitmeye mecbur birakiliyoruz. Askerden donen erkek artik isini kurup evlenmek ve bi takim insanlara bakmak durumda ve annelerine torun vermek. Uremiyelim demiyorum yanlis anlamayin ama mesela uremek icin evlenmek zorunda miyiz? Bir suru onrnek verebilirim bununla ilgili ama dahada genel birseyden bahsetmek istiyorum. Neden belirli saatler arasinda uyanmak ve calismak durumundayiz? Neden gunde 3 ogun yemek zorundayiz ve neden sabah yenilen kahvaltiliklar sabah yenir yada aksam yemeginde corba ilk once icilir?
Uyumak esas takildigim konu bu benim. Sabah 7.00-7.30 arasinda uyandigimda ben eger sabahlari seven ve kolay ayilabilen bir insane degilsem benden ne gibi bir verim beklenebilir? Belki benim en verimli ve severek calistigim saatler oglen 12:00 ile aksam 20:00 arasi? Bunu kim neye gore belirliyor? Ya da neden istanbulun 4 bir yaninda outran calisanlar belirli saatler arasinda belirli bir odanin icine dolusup gurultu icinde calismak zorundalar? Acaba hazir internette icad edilmisken herkes evlerinden sessiz sakin pijamalariyla caylarini kahvelerini ya da saraplarini yudumlayarak, istedikleri muzikleri dinleyerek ya da ful konsantre bir sessizlik icinde calissalar? Haftada bir gunde haftalik rapor vermek uzere bir ofis ortaminda bulusup bilgi aktarimi ve raporlama yapsalar? Ki bu bile artik internet ortamindan yapilabiliyor.
Ben bugun vucudumu tamamen dogal akisina biraktim. Uzun zamandir ilk defa. Sabah uyandim istedigim saatte, kahvalti etmedim kahve icip geri yattim. Ard arda 3. Sigarami yakarken uff cok ictim diye de dusunmedim. Sabah 11:30’da bir bira ictim (Bira illa alsam ustunden sonra guunes batarken icmeye baslanabilecek bir icki olmak zorunda mi? kim koydu bu kurali?) Sonra geri yattim 16:00’da uyandim ve Kahvalti ettim ustune bir bira daha ictim. Yazlik bir yerde oldugum icin kendimi denize ya da havuza girmek zorunda hissetmedim ve balkonda oturup muzik dinledim tum gun. Neden yaz aylrinda bir takip deniz havuz gol gibi su birikintilerine kendimizi atmak icin dunya kadar para odemek zorundayiz? Su anda saat 19:30 kendimi super calisabilecek gibi hissediyorum ama nasilsa yarin normal insanlarin yasadigi sisteme donecegim o yuzden bu ritme birde is dahil etmeye gerek yok… belkide benim en guzel calistigim saat 19:00 sulari.
Avustralya’da buna kucukte olsa bir cozum bulmuslar. Istedigin 9 saatlik periidu kendin belirliyorsun. Arzu eden ise 07:00’de gelip saatini doldurup erken cikiyor isteyen ise 10:00’da baslayip gec cikiyor. Saatini 08:15 olarak dahi belirleyebiliyorsun. Kaldigim evin karsisinda ki ofiste 12:00-20:00 saatleri arasinda calisiliyordu mesela…buda bir opsiyon…
Uzun zamandir hafta sonu dahil saatini belirli birseyler icin kurup uyanmak ve geceleride sabah erkan kalkicam telasiyla bir an once yataga girmeye calisan bendeniz bu gun canim kacta ne zaman isterse yatip kalkiyorum…Yeni kalkmistim ama bu yaziyi bitirip tekrar yatagima yuvarlanmaya gidiyorum…Tatil illa ki yazlari yapiliyorsa deli gibi denize girilip kavrulununan bir kavram olmamali, yazlik bir yere uyumaya da gelebilirsiniz. Yada izin alip evimizde uyuyarak bir gun gecirmekte guzel bir tatil olabilir..
Bir gun kendi adima sistemi yikicam, istedigim sehirlerde, istedigim tempoda ve her zaman mevcut yapilanin tersini yaparak yasayacagim. Bunu bir isyan olarak algilamayin…sadece hepinize biraz sinir oluyorum ben aslinda

Evden Ulasamazsaniz Aramayin

Teknolojiye olan bagimliligimizi cok sevmiyorum. Mesela su anda bulundugum ortamda internet yok. Ama iste gun icinde tum gun online olmaya ve aksam da eve gelip bir saatte olsa internette vakit gecirmeye o kadar alismisim ki, Internet olmadan ne yapacagimi bilemez olmusum.
Eskiden olsa butun gun kitap dergi okurdum, simdi kim nerde ne yapmis ne yemis hangi fotorafi cekipte Facebook’a yuklemis diye aklimi kaciriyorum. Internetim olsa simdiye kadar 10larca fotoraf yuklemistim muhtemelen, Levent Terasta bira iciyor, havuza giriyor, hamile kediye sut ve yemek veriyor, coraplarini degistiriyor vs vs.
Blackberrylerden bahsetmiyorum bile. Onlar olmadigi donemlerde napiyoduk mesela? Insanlar haftasonu is e-maillarina bakmak zorunda mi sirf bu sekilde bir teknoloji var diye…Blackberry’I de gectim ya cep telefonlarimizin olmadigi dnemler? Bu doneme ait tek bir kare var aklimda. Cok sevdigim ortaokul arkadasim ile Kadikoy’de ki postanenin onunde bulusacaktik saat 14.00’te ve ben gec kalmistim Esra’da 14.45’e kadar beni beklemisti. Simdi olsa bekler miydi?

Sadece ev telefonlarinin oldugu donem daha mi iyiydi acaba? Evde varsam varim yoksam cepten aramayin arkadaslar? Her dakka neden bana ulasabiliyor olasiniz ki?Demin de dedim ya Bodrumda kose yazilarimi ve Altin Kiraz Ergenlikte kitabi mi yaziyorum…Biliyorum bu teknolojiyi sorgulama konulari cok klise. Ama su anda internetin telefonun ve hatta televizyonun olmadigi bir 3 gun geciriyorum. Benim icin tam sirasi

Search This Blog