April 19, 2007

Oi Va Voi


Oi Va Voi ile tanışmam geçen sene ki Chillout Festivali'nde oldu. İsimlerini bile duymamışken birden bire sahnede dünya güzeli bir kemancı muhteşem bir müzik dinamik bir grup çok güzel bir sahne performansı ile şahane bir konser veriyordu. Chillout festival kemer golf country (real orange country) nin çimenlerinde kendimizi dans ederken bulduk ve hemen sonrasında rehberleri oldugumuz için arkadas grubumuzla kendimizi nevizadede içerken bulduk. İçtikçe muhabbet ettik açıldıl ve çok huyum olmaması ile birlikte derin konulara girdik. Hayata bakış açıları çok pozitif olan bu grubun bu pozitiflikleri şüphesiz müziklerinede yansımış.
Gecenin en güzel kısmı ise dünya güzeli kemancının ben masadan kalkarken" Hey Levent, inanılmaz bir enerji saçıyosun sakın bu enerjini kaybetme çünkü çok güzel" demesi idi...peki ben bu anı nasıl rezil ettim...O sarhoşlukla "Sende muhteşem güzel gülüyosun" dedim....
Şimdi 2 konserle tekrar istanbulda Babylonda olacaklar...Gecen sefer kaçıranlar ya da bilmeyenler bu iki konseri kaçırmasınlar
Refugee dikkatle dinlensin benden size öneri:)
Peki grubu tanımayanlara biraz bilgi verelim

"Londralı altı genç müzisyenin kimlik arayışlarının dahiyane sonucu olarak ortaya çıkan Oi Va Voi Digital Folklore ve Laughter Through Tears albümleri ile çingenelerin dünyasına bambaşka bir kapıdan giriyor. Grubun son albümü Nisan ayında dünyanın en önemli plak şirketlerinden V2 etiketiyle yayınlanacak.

Daha hiçbir albümleri yayınlanmadan, BBC Radio 3 World Music Boundry Crossing ve Listener kategorilerinde ödül alan grup, Nik Ammar (gitar), Josh Breslaw (davul ve perkusyon), Leo Bryant (bas), Steve Levi (klarnet ve vokal), Lemez Lovas (trompet, vokal, piyano ve keyboard) ve Sophie Solomon'dan (keman, viyola, piyano, akordiyon ve melodika) kurulu. Oi Va Voi, Yiddish konuşma dilinde “Aman Tanrım” anlamına geliyor.

Ebeveynleri Yahudi göçmeni olan Oi Va Voi, kökenlerine bağlı kalarak bildiklerini, hissettiklerini, modern dünyanın diliyle, yaşadıkları anın argosuyla, şimdiki zamanı yakalayıp, geçmiş zamana yüz çevirmeden müziklerine taşıyorlar. Grup hala bazı Yahudi düğünlerinde bile performans sergiliyor. Grup, ‘Laughter Through Tears' öncesi demo Cd'leri ‘Digital Folklore' ve verdikleri konserlerle hatırı sayılır bir hayran kitlesine ulaştı. Müzikleri soul, ska, trip hop, drum'n bass ve Balkan ritimlerinin hoş bir kombinasyonundan oluşuyor. Elbette, KT Tunstall, Earl Zinger, Majer Bogdansky ve Özbek pop vokal Sevara Nazarkhan gibi isimlerin albümlerine katkıda bulunduğunuda belirtmek gerek.

Laughter Through Tears'ın açılış parçası ‘Refugee', kısa sürede tüm Avrupa'da büyük bir hit haline geldi. Bir Ermeni halk ezgisi üzerine kurulu olan şarkı daha sonradan kendi albümüyle yıldızlaşan İskoçyalı vokal KT Tustallin'in duru ve duygusal vokalini içeriyor. Yine KT Tustall'in kulaklara fısıldadığı ‘Yesterday Mistakes' ve Akdeniz çeşnili ‘Ladino Song' dışında ‘Hora' ve Balkan ritimleriyle insanın kanını kaynatan ‘Gypsy' gibi şarkılar grubu adeta efsaneleştirdi. Oi Va Voi geleneksel Batı Avrupa çingene ve Klezmer müziğini, modern dans ritimleriyle hoş bir potada eriten başarılı bir topluluk.

Grubun yeni albümü bünyesinde Underworld, The Rakes, Stereophonics, Paul Weller, Nithin Sawhney, Mercury Rev, Gang Of Four, Bloc Party ve Bebel Gilberto gibi isimleri bünyesinde barındıran V2 Records tarafından yayınlanacak. Topluluk bu albümün tanıtım turnesine Nisan ayında başlamayı planlıyor.

Leo Bryant - bas
Josh Breslaw - davul
Lemez Lovaz - nefesliler / keyboard
Stephen Levi - nefesliler / vokal
Nik Ammar - gitar / vokal
Alice McLaughlin - vokal
Haylie Ecker - keman

April 16, 2007

Levent Harikalar Diyarında

Rüyamda anneannem ve Hakkı Devrim flört ediyorlarmış. 86 yıldır aynı işyerinde çalışıyorlarmış ve bizde ailece iş yerlerine papatyalar gönderip 86. çalışma yıllarını kutladık. Anneanneme 5 buket Hakkı Devrime ise 1 buket çiçek yolladım ama.... Pek tasvip etmiyorum heralde ilişkilerini :)

Hayatın Sırrını Buldum


Bu kitapla tanışmam biraz enteresan oldu. Aynı gün içerisinde 4 kez bu kitapı okuyan biri ile karşılatım ve aynı günün sabahı kendi kendime artık kitap almayacağım okumaya vaktim olmuyo aldıgım gibi rafa kaldırıyorum demiştim. Ama bu raslantıların sonunda, kitabında adı "The Secret" olunca girdim D&R a ve bir adet edindim.
Bir çırpıda ilk 60 sayfasını okudum ve hayatın sırrını kavradım. Çekim enerjisi...
Düşencelerimizin frekansları vardır ve doğru düşünce frekanslarını yayarsanız aynı tarz düşünceleri kendinize mıknatıs gibi çekersiniz. Hayatınızdaki herşey siz öyle düşündüğünüz için size gelmiştir. Ben bu kitabın başındaki öğretileri okurken, içinde bulundugum duruma kendimi son derece kolay kaptırabidiğim için bir yandanda uygulamaya başladım. Şimdi size gerçekten çok komik bir olay anlatacağım.
Kitapta yazanlar doğrultusunda çok param oldugunu düşünüyordum, çok paran oldugunua inanmış gibi davranarak evrenin sana çok para getirmesi için uygun şartları hazırlamış olursun çünkü, gün boyu kitapı okudugum zamanlarda buna odaklandım.
Aksam eve geldiğimde annem şöle dedi
"Levent sana çok komik bişey söleyeceğim babanın dedesinden sana miraz kalmış. Eskişehirde 14 metrekare bir arsa çok zengin oldun artık eskişehire gidip bütün buralar benim diyebilirsin" evet 14 metrekare bizim evin mutfağı kadar falan heralde ama bu raslantısal olay bir anda çok komiğime ve garibime gitti:)
o yüzden artık yaydığım frekanslara dikkat edicem girişimime tam konsantre olsaydım belkide şimdi karşıki dağlar benim olmuştu ve çok zengindim:)
Bir edinin en azından eğlencelik okuyun....ama kimseye sölemesenizde içten içe deneyin bakalım olucakmı


"Bu sırrın ne olduğunu söyleyemem.Tek söyleyebildiğim varolduğu."
(Alexander Graham Bell-Telefonun Mucidi) Çağlar boyu nesilden nesile geçerken, bir çok insan ona göz dikti, onu gizledi, kaybetti, çaldı, büyük paralar karşılığı satın alanlar oldu. Tarihteki en önemli insanların bazıları yüzyıllar ka-dar eski olan “Sır”ra vakıf olmuşlardı. Eflatun, Galileo, Beethoven, Edison, Carnegie, Einstein ve diğer mucitler, bilim adamları ile büyük düşünürler “Sır”rı biliyorlardı; ve şimdi “Sır” dünyaya açıklanıyor.
“Sır”rı öğrendiğinizde, istediğiniz her şeyi elde etmeyi, yapmayı, ya da istediğiniz her şey olmayı da öğrenmiş olacak; asıl kimliğinizi bulacak ve hayatta sizi bekleyen gerçek ihtişamın ne olduğunu göreceksiniz.
Sizce dünya nüfusunun sadece %1’lik bir kısmını oluşturan bir kesimin tüm maddi gelirin %96'sına sahip olması bir tesadüf mü?
Olağanüstü bir servete sahip olmak ister misiniz?

Muhteşem bir malikanede yaşamak ister misiniz
Ömrünüz boyunca hiç sıkıntıya düşmeden bolluk, bereket içinde yaşamak ister misiniz?
Ruh eşinizi bulmak ya da huzurlu, mutlu bir evlilik yaşamak ister misiniz?
Peki kendinize sorun. Gerçekten ne, ama ne istersiniz?
Amaçlarınıza ulaşmak için bu kitabı kullanmaya başlayabilirsiniz. Yaşamınızdaki herhangi bir şey için bir cevap, bir rehber arıyorsanız, sorunuzu sorun, cevap alacağınıza inanın ve bu kitabı rastgele açın. Açılan sayfada aradığınız ce-vabı ve tavsiyeyi bulacaksınız.
"Sır tüm olmuşların, olanların ve olacakların cevabıdır."
(Ralph Waldo Emerson-Filozof)

April 14, 2007

Ünlüler Sirki


Daha öncede yazmıştım ama bu "APTAL" programı ilk defa bu gece izleme fırsatı buldum. Ünü kaçmış ünlülere daha neler yaptıracaklar bu konuya bir kez daha girmek istemiyorum.
Herşeyden önce bir sirk yarışmasını Suheyl Uygur'dan başka bir kişinin sunması beklenemezdi. Kendisi de Palyaço kıyafetiyle sunuyor zaten. Buzda Dansı abisi sunmuştu ve yarışma tutunca izleyiciler yabancılık çekmesin diye aileden biriyle devam etmenin akıllıca olacağı düşünüldü heralde ve ailenin en antipatik ama sirke en uygun üyesi seçildi. Gamze Özçelik'in yarini ise Tatiana diye türkçe konusamayan bir kişi almış. Heralde sirk oldugu için sevimli geleceği falan düşünülmüş. Estetiklik buldunuzmu falan diyor... Birde sunucumuz var anlatıcı ya da her ne ise. "Seda Üren kollarıyla birlikte kendini özgür hissediyor, bir kuğu gibi bir çocuk gibi bir kuş gibi ve bir prenses gibi salllanıyor kollarıyla" gibi cümleler kuruyor. Jüri üyeleride çok önemli bir iş yapılıyormuş gibi abarta abarta övüyorlar çok asilsin çok cesursun çok kibarsın kıyafetin muhteşem ayakkabılarına bayıdım ay bizi korktuttun cambaz doğmuşsun falan diyorlar.
İçlerinden ilerde sirk açmaya kararveren ve çocuklugunda hayalı bir sirk cambazı olmak olan varsa yarışmayı kesin kazanır. Biz bu senaryoları gördük. Bence haftaya hepsi alınlarına kocaman bir " L " harfi yapıştırıp çıksınlar.
LOOSER LOOSER LOOSER

Vapiano


Bir müddettir yeni bir mekan ismidir gidiyor herkesin dilinde, Vapiano. Anlata anlata bitiremiyor insanlar; yok girişte çipli kart veriyorlarmış, yok sparişini gözünün önünde yapıyorlarmış, yok taze kekik ve fesleğeni saksıdan koparıyorlarmış, siparişin olunca eline verdikleri bir makina ötüyomuş titriyomuş böle bir furyadır gidiyor. İlk başta düşünüyoruz bir yemek yemek için bu kadar çipe karta titreşime gerek varmı, çok luzunsuz değilmi diye. Ama sesler kesilmeyince bir gidelim biz kendi gözlerimizle görelim diyoruz. Vapiano Bağdat Caddesinde Vakkonun sokağından kafanızı uzattıgınızda görebileceğiniz bir yerde. İçeri girer girmez ilk dikkatinizi çeken şey herkes pek bir ilgili ve güleryüzlü ama bu abartılmamış tadında bırakılmış. Anlatılanlara göre birilerinin bize çipli kart falan vermesini bekliyoruz...Bir hanımefendi tutuşturuyor elimize. Sistem aynı yurtdısındaki gibi ye iç karta yüklet çıkarken öde. Portekiz İspanya ve İtalya'da bir çok yerde bu şekilde ödeme yapmıştım ordan yırttım biraz. Sonra menüler nerde siparişi kime vericez gibi kısa bir bocalama yaşadıktan sonra herşey yoluna giriyor. Piza veya Makarna şeceneklerine bakıyorsunuz ve ağız tadınıza uygun olanı seçiyorsunuz. makarna secerseniz makarnanın şekline sosuna otuna kadar herşeyini seçme sansınız var ve gözünüzün önünde 3 dakikada yapılıyor. Son derece temiz ve görüntüsü muhteşem. Piza seçenler için kumanda gibi bir alet tutusturuluyor elinize. Gidip oturuyorsunuz pizanız oldugunda kumanda titriyoru bişiler oluyor ve gidip pizanızı alıyorsunuz. İç mekanda sigara içmek yasak, sadece bahçede ve sanırım belirli bir camekanlı bölümde içiliyor.
İç tasarım,dekorasyon falan çok güzel mekan rahat konforlu tuvaletler sahane altta bir chill-out bile var. Gidin görün derim Bizden tam puan aldı ve yeni yemek mekanımız oldu...
Giderseniz taze roka ve taze parmesan peynirli pizayu tavsiye ederim...



VAPIANO Hakkında...

Adres : Bağdat Caddesi
Selim Ragıp Emeç Sk. 4,
Suadiye / İstanbul

Vapiano, Alman � Türk joint venture�ı olarak 3 milyon Avro yatırımla Türkiye�ye geldi. 6 yılda 12 şube açmayı hedefleyen Vapiano, mönülerinin hazırlanmasından sunumuna, dekorasyonundan ödeme sistemine kadar farklı bir anlayışı temsil ediyor.

�Hayatı hafife al, uzun yaşa� felsefesiyle kurulan Vapiano�da, en kaliteli hizmet, en hızlı şekilde veriliyor, ödeme restoran çıkışında �chipli kart�la bireysel olarak yapılıyor.

Vapiano�da tüm makarnalar, soslar ve pizzalar müşterinin gözü önünde ve taze olarak, yurtdışında özel eğitim almış güler yüzlü elemanlar tarafından hazırlanıyor. Vapiano'yu farklı kılan bir özelliği de makarna imalatının steril ortamda mekanın içinde gerçekleştiriliyor olması. Siparişiniz hazırlanırken her aşamada nasıl yapıldığını görüyor ve damak tadınıza uygun eklemeler de yapabiliyorsunuz. İsterseniz yemeğinizi minik saksılar içinde bulunan fesleğen ve kekiklerden kopararak süsledikten sonra afiyetle yiyebiliyorsunuz. Vapiano�da mönüler iki ayda bir yenileniyor. Vapiano�nun mönüsü, yılın her bir gününde farklı bir şey yeme fırsatı sunacak kadar zengin.

Kış aylarında 160, yaz aylarında bahçesiyle beraber 330 kişiye hizmet verecek olan mekanın dekorasyonu, tasarım dünyasının en prestijli ödüllerinden �Compasso d'Oro� tasarım ödülünü üç kez kazanan ünlü mimar ve tasarımcı Matteo Thun, tarafından yapıldı. Matteo Thun imzalı ahşap sandalyeler ve kırmızı deri koltuklarla minimalist çizgiler taşıyan restoranda, herkesin kendini rahat hissedebileceği özel bir köşe bulmak mümkün. Dekorasyonun bir parçası olan zeytin ağaçları Akdeniz havasını mekana taşıyor.

Modern bir anlayışla dekore edilen Vapiano�da fiyatlar da çok uygun. Son derece zengin bir şarap listesi olan mekanda tüm şarapları kadeh olarak alma imkanı var. Vapiano, farklı lezzetler düşünülerek dikkatle hazırlanmış bar ve kahve mönüsü ile Bağdat Caddesi�nde alışveriş sonrası yorgun düştüğünüzde bir şeyler içmek için de uğrayabileceğiniz ideal bir mekan.

Vapiano, Almanya başta olmak üzere özellikle Avusturya, Belçika, Hollanda, Macaristan ve Amerika�da yeni şubeler açarak hızla büyüyor. Hedef pazarlarından birisi olan Amerika�da önümüzdeki aylarda 3 yeni şube açarak kısa zamanda 100 şubeye ulaşmak amaçlanıyor.



Search This Blog