December 28, 2009

Alaska Kahvaltısı


Son 1.5 senedir her ne kadar Türkiye’ye tıkılıp kalsam da ondan öncesinde oldukça fazla gezme fırsatım oldu 24’üncü yaşıma kadar. Beni bu sene tanıyanlar bazen, zaman zaman, yeri geldiğinde anlattığım Kolombiya, Beliz, Panama, Kayaip Adaları hikayelerimi anlatırken ; acaba kıçından uyduruyo bu çocuk diye düşünüyorlar mı diye düşünmüyor değilim.
Tüm bu seyahat defterimi gözden geçirdiğimde sanırım en ilgincinin Alaska oldugunu itiraf etmek durumundayım. Manasız bir doğa, balinalar, buzullar ve buz şelaleleri, dağ keçileri ve garip şiveli insanlar, benim kolum büyüklüğündeki yengeçler ve diğer tüm deniz ürünleri.
Alaska’da kaldıgım 1 ay boyunca o kadar hzılı adapte olmuştum ki bu gerçek dışı yaşama; sabah kahvaltıdan sonra içilen ilk bira, hemen akabinde 700 Kişilik şehirlerindeki 35 farklı pubdan birinde bilardo ve dart seansları, akşam üstü buzullara veya dağların arasındaki buzul göllerine ziyaret. Sıcak şarap ve yengeç...
Neyse konumuz bu değil...İşten eve dönerken üff yine akşam ne yemek yiyeceğim veya dışardan ne söyleyeceğim diye düşünürken geldi tüm bunlar aklıma.
Dolapta tost ekmeği, yumurta ve enteresan bir şekilde geçen gün canım çok balık istedi diye aldıgım somon vardı...Alaska kahvaltıısııııııııı
Gerçi daha çok domuz eti kullanılsa da Somonlu versiyonu da bir o kadar Alaska kahvaltısıdır.
Hazırlamak çok kolay: Teflon tavaya çok az zeytinyağı döküp tost ekmeklerini kararıncaya kadar kızartın ve tabağa alın. Üstüne somonu dilediğiniz kadar yerleştirin ve bol yağda sarısı dağılmadan sahanda yumurta yapıp üzerine koyun...Bu kadar basit. ( Arzu eden yumurtayı omlet şeklinde yapıp tanınada alabilir ama sarısının dağılması ve her yere yayılması emin olun ayrı bir lezzet veriyor)
İşte bu akşam kendime çakma bir Alaska kahvaltısı hazırladım en sevdiğim Türk dizisi Ezel’i izlerken...

December 26, 2009

Cumartesi gecesi içilen ucuz şarap...Tellibağ

Normalde insnalar dışarı çıkmadıgı günlerde evde otururlar ve çıkmadıkları o gün için kendi kendilerine belkide bir miktar para save ettiklerini düşünürler. Ay sonu malum bende çıkmadım sokağa... Hem deminde uzun uzun anlattım ya, mutlaka bitirmem gereken bir proje var. Gündüz kahve eşliğinde diyordum ama iş geceye kalınca şarap gerekti. Bende demin çıkıp hemen yantaraftaki market kapanmadan gidip beyaz şarap alayım dedim.
Evde oturdugum günler bazen daha çok para harcayabiliyorum. Evde oturdum diye dışardan yemek söylüyorum. Mutlaka gidip bir kaç DVD alıyorum ya da kiralıyorum. İçki ve sıgara tüketiyorum.
Bugunde 5 adet DVD ve KFC aldıgım için şarap seçimimi ucuzundan yapayım dedim. Yanlış anlamayın her zaman selection içmiyorum tabiki ama ucuz derken gerçekten ucuzundan yapayım dedim. Lisedeyken hiç mi sabah okulu kırıp saat 10:00’dan itibaren Moda sahilinde uzuc şarap yada Mavi Venus içmedim...
Tellibağ 4.65 TL rafta çok ekonomik geldi ve hemen attım 2 şişe sepete. Gece uzun, hem belki bizimkiler uğrar dedim.
Her türlü tirpişonla çok güzel şarap açarım. Hatta tirpişon omadıgında bile şarabı mahvetmeden şarap açabilirim ama her nedense Tellibağ şişemi açmaya çalışırken şişenin ağzını 2 yerden kırdım. Neyseki cam kırıkları içine düşmedi. Şişeden çıkan mantar ise bir daha asla şeşieye geri giremeyecek bir boyuta ulaştı...Bu bana doğum için söylenen bir lafı hatırlattı. Ceviz büyüklüğünde delikten karpuz çıkması...
Dün geceden kalma şaraplardan birinin mantarını uydurdum zar zor 4.65 lik Tellibağ’ma. Bu kadar söylendiğime bakmayın birinci şişe yarılandı bile. Hem 4.65 TL oldugunu düşününce tadı hiçte fena değil.
Yinede 2010 To do listime ekliyorum... Çok zor durumda kalmadıkça ucuz şarap içilmeyecek...

Son dakikada ...

Acelecilik ve işleri son dakikaya bırakma huyum her zaman vardır. Ameliyathaneye annem son dakikada yetişti, az daha hastanenein asansöründe doğuyordum. Aceleden çok erken konustum fakat konusmayı tam öğrenemedim...7 yaşıma kadar yarımyamalak konustum. Küçükken daha çok kayacağım diye acele ederken kaydıraktan düşmüştüm. Yemeğimi acele bitireceğim diye kaç kere boğulma tehliklesi geçirdim (Zaten ağzım minicik..benim için her yemek yeme olayı bir boğuma tehlikesi, burnumdan da nefes alamadıgım düşünülürse...) . Yayalara yeşil yanmasını bekleyemediğim için kaç kere eziliyodum.

Ameliyat olmadan önceki gece son dakika yatmadan bir sıgara içtim. Ameliyattan çıkınca bekleme odasında hemşire ile kavga ettim...beklemek istemiyodum. Ameliyattan sonra gece hastanede kalamadım ve arabamı kendim kullanarak eve döndüm.

Uçaklara hep son dakikada yetiştim, faturalarımı son dakikada ödedim, hastalandıgımda hastaneye gitmek için hep ateşimin 39’a kadar çıkmasını bekledim, askerliğimi son gün tecil ettirdim ve mastera kayıdın son gününde yetiştim, sınavlara son gün çalışıp ödevleri son gün yaptım...Evet ödevleri hep son gün yaptım.

Üniversite bittiğinde (şimdi her ne kadar o günleri mumla arasamda) ödev proje vs yapmayacağım için çok mutluydum. Master yapmak gibi de bir düşüncem yoktu açıktası askerlik ile kıyasladıgımda daha ağır basana kadar. İyi bir öğrenci hiç değildim ama hep yüksek notlar aldım. Ödev ve sınav modumdan çook uzaklaşmışken master hayatımın başlaması ile bir kez daha kendimi wikipedia ve google search gibi ucuz yöntemlerle garip konular araştırırken buldum.

Haftalar önceden bildiğim bir ödevin son günleri...Pazartesi teslim
Cumartesi sabah erkenden kalkıp güzel bir kahvaltı hazırlayacağım ve sonrasında duş alıp kahvemi koyup bu projeyi bitireceğim dedim kendi kendime. En azından tüm Pazar günü bana kalacak...Saatimi 10:00’a kurdum

Cumartesi

10:00 Saatim anlamsızca çalıyor...Tüm gün benim 3 saatte bitecek bir sunum bu. Ertele

12:30 Kalkmam lazım... tüm günüm ölmemeli hem belki gece dışarı çıkarım

13:30 Kahvaltı ettim hemen arkasından dusa giremem annem küçükken tok karna duşa girilmez demişti.

14:30 Law & Order Special Victims Unit 2 bölüm üst üste.

16:00 Sonunda laptopun başındayım ama çok acıktım başlamadan önce Yemek Sepetinden KFC
17:00 1 saat daha kestirebilirim çok güzel yedim...gece dışarı çıkmiicam tüm gece projeyi yaparım

18:30 BIR KAC SLAYT HAZIRLADIM kalanını bir film izleyip devam edeceğim

19:15 Paranormal Activity

21:50 Evdeki tüm eşyalar ses çıkartıyor. Kalorifer petekleri, Kapılar.... Buzdolabı Leveeennnt dedi sanki

21:53 Bloguma bir şeyler yapayım .. yarın sabah erkeknden kalkar bitiririm projeyi belki gece yatmadanda biraz bakarım

December 06, 2009

Antichrist... Anlam veremedigim rahatsiz edicilikte 100 dakika!


Bayram tatilinde hastalandigim ve evden hic cikamadigim icin harcayamadigim ve cebime, dolayisiyla belli yerlerime batan tum paralarla DVD almistim. 15 tane kadar... Tabi ki izleyecek firsatim olmamisti. Sonrasinda ise rastgele iclerinden birini secerek her aksam bir tanesini izlemeye koyuldum. Cumartesi gecesi ise beni surpriz bir secim bekliyordu. Anlam veremedigim derecede rahatsiz edici olan bir film... Antichrist

Daha once rahatsiz edici filmler listeme bir cok film girmisti. Pier Paolo Pasolini'den Salo o le 120 giornate di Sodoma mesela. 9 kiz ve 9 erkegin 120 gun boyunda sex kolesi olarak cektigi iskenceleri izlemek oldukca rahatsiz ediciydi. Ya da Claire Denis'in Trouble Every Day'i. Kendine hakim olamayip sevistigi erkekleri yemeye kalkan kadin:) hicte eglenceli degildi. Michael Haneke'nin La pianiste'sinde menapoza giripte artik regl olamadigi icin her regl doneminde bacak arasini jiletle kesip ped yerlestiren Erika karakteride oldukca hastalikli ve rahatsiz ediciydi. Gaspar Noe 2002 yilinda tartismalara yol acan tecavuz sahnesi ile Irreversible'i cekti. Film bitmeden yuzlerce kisi salonu terketmisti. Simdi detayli hatirlayamadigim bu liste uzayip gidiyor ve bu listeye en baslardan 2009 yapimi bir film giriyor.

Lars von Trier'i Dancer in the Dark, Europa gibi filmlerden biliyor ve Danimarka'nin kuzey esintilerini bir cok sahnede ve alt metinde goruyoruz. Antichrist'te ise isler biraz cigrindan cikmis, izleyiciler gosterimde kalp krizi gecirmis, bir cok kisi bayilmis ve film belli bolgelerde yasaklanmis.

Willem Dafoe ve Charlotte Gainsbourg'u tebrik etmek lazim aslinda. Ozellikle Charlotteyi kriz sahneleri icin...

Gelin gorun ki ben filmden gercekten bir sey anlamadim. Bu kuzey sanat filmlerine hic karsi degilim, yarim erkek poposu ve bitmek bilmeyen bakismali sahneler cogu zaman filmi yarida birakmama sebep olmamistir diger bir cok arkadasim gibi. Ama bu film basladigi sahnede suphelendim. Atesli bir sex sahnesi ve sevistikleri icin cocuklarinin aglamasini duymayan bir cift. 1. dakikada cinsel birlesme sirasinda vajinaya giren bir penis ve carpisan testisleri agir cekimde izliyoruz!!! Iste burda suphelendim. Ayni sirada kar tanelerini ellemeye calisan cocuk camdan kayip disiyor. Cocuk betona carptigi saniyede kadinda orgazm oluyor ve izdirap bu dakikada basliyor.
Anne icinden cikilmaz bir depresyona giriyor ve hem kendisini hem kocasini sucluyor. Filmin icinde kadinin doga ve tarihte kadinin gordugu siddet uzerine yazmis oldugu bur tez var ayni zamanda da hem cocguna hemde kocasina ayakkabilarini ters giydirmeye ve ayaklarini dondurmeye calisiyor ben nedenini her ne kadar anlamasamda ama filmde bir kac sahne varki gercekten tansiyonunuz dusecek ve tum sigara ve benzerlerini tuketmek isteyeceksiniz.

Kendini klitorisini keserek cezalandirdigi sahne ve kocasinin ereksiyon halindeki penisini odunla ezerek kocasini cezalandirdigi sahneler...

Bu arada sakin degisik acilar kullanilarak olaylari tam goremeyeceginizi dusunmeyin. Sonuna kadar isletiyor bize Lars Von Trier bu sahneleri, tam karsidan hemde.

Eminim filmde cok harika alt metinler ve cikarilacak dersler vardir ama benim aklimda malesef bu iki korkunc vahsi ve luzumsuz rahatsiz edici sahneler kaldi.

Izlemeden iki kere dusunun ve aman aman aile ortaminda izlemeyin. dedigim gibi 1. dakikada golu yersiniz


Sanat; sanat icin mi, toplum icin mi ?

Anneannem kucukken yazdigim tum mektup ve siirleri bir deftere yapistirmak suretiyle saklamis.
Ne kadar sanatci bir kisilige sahip oldugum o zamandan belliymis. Simdi size simdiye kadar hic aciklanmamis belgeleri, cocukluguma dair en gizli sirlari, noktasina virgulune dokunmadan sunuyorum. Sizce benim sanatim toplum icin mi yoksa sanat icin mi?

16 Mayis 1991
Sevgili Anneannecigim,
Bana yazdigin mektubu aldim. Ben de sana cevap yazmak istedim.
Nasilsin? Sagligin iyi mi?
Beni soracak olursan, ben cok iyiyim. Hergun okula gidip geliyorum. Dogrusu okulumu cok sevi yorum. Arkadaslarim, ogretmenim, hepsi cok iyi. Derslerimin arasinda en cok matematik ve okumayi seviyorum. En buyuk dilegim, ilk donemki karnem gibi hepsi pekiyi getirmek. Sene sonunda yapacagimiz gosteride ben be rol aldim. Kisacasi hayatimdan memnunum.
Umarim sen'n gunlerinde benimkiler gibi neseli geciyordur. Sevgi ile ellerinden operim
Seni cok seven torunun


29 Ekim 1991
Sevgili anne annem
Seni ben cok severim
Acaba sen beni seviyormusun?
Allah uzun omur versin
omrun iyi gecsin

Anne annecigim cok iyi bir insandir
herkes bunu bilir
anne annem cok sakindir
nual baba gibidir... ( ahahahah bu kismi bitirici)

canimin icisin
ah ne iyisin
seni cok severim
gozlerinden operim


Sevgili anneannecigim
uzun zamandir gorusemedik. Seni cok ozledim ve bu yuz den bu mektubu yaziyorum. Nasilsin iyimisin? biz hepimiz cok iyiyiz.
son gorusmemizden beri neler yaptim
beni soracak olursan benim gunlerim ders calisarak kitap okuyarakve bos zamanlarimdada arkadaslarimla oyun oynayarak ve televizyon seyrederek geciyor. Fakat calismalarimin karsiligini aliyorum. derslerim cok iyi. gerci hastaligim yuzunden biraz geri kalmistim. Ama artik boyle bir sorunum olmayacak cunku koruyucu asilar oluyorum ve doktorum tamamiyle iyilesecegimi soyledi. Umarim sevinmissindir
Havalar cok soguk oldugu icin fazla gezemiyorum. Ama onumuzde sicak gunler var. o gunler icin simdiden enerji depoluyorum. Yazin kosup oynuyip bu gunlerin acisini cikartacagim.
Mektubuma son verirken seni sevgiyle kucaklar ellerinden ve gozlerinden operim. selamlar


29 Ekim 1991
Sevgili annecigim
sen hayatimda en cok sevdigim birkac kisiden birisin
seni cok severim
gozlerinden operim
sevgili annecigim

Sen en iyi kisisin
ne kadarda iyisin
Dunyada en guzel kisisin
Sevgili annecigim



Sevgili anneannem nasilsin iyisinbir ( d ler ve b leri cok karistirirdim). Bu benim sana attigim ilk mektup. Yoneticilik nasil iyi gidiyor mu. Bize gel annem ablam ben selam soyluyorum
cevap bekliyorum

Not: Eger yeteri kadar gulmediyseniz lutfen geri donup anneanneme yoneticilik nasil gidiyor diye sordugum ve kendisini bir noel babaya benzettigim misralarimi bir kez daha okuyun!!!

Search This Blog